Rusya FSB Pop İkonu Michael Jackson’a CIA’nın suikast yaptığını bildiriyor
26 Haziran 2009
Sorcha Faal
FSB kaynakları, Amerikan pop ikonu Michael Jackson’un ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) suikasti ile öldürüldüğünü bildiriyor. Rus Ordusunun Kosmos 2450 uydusunun aktardığı verilerin incelenmesinden sonra, müzik yıldızının ölümünden hemen önce pop yıldızının evinin “tam koordinatları”na ABD’nin EMR silahları modelinde elektromanyetik titreşim gönderdiği bildiriliyor. ABD bunu eski Sovyetler Birliğinden ele geçirmişti.
Eski Sovyetler Birliği araştırmasına dayanan, bu tür suikastlerde kullanılan ABD Askeri – Sanayi Kompleksi tarafından mükemmelleştirilen teknoloji türüne dair, ‘İnsan Hakları Suistimaline Karşı Vatandaşlar’ın başkanı Cheryl Welsh’ın 2001’de yazdığı “Elektromanyetik Radyasyon (EMR) Silahları: Atom Bombası Kadar Güçlü” raporunda şunları okuyabiliriz:
“Yakın zamanda gizliliği kaldırılmış ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı raporu şunları söylüyor; mikrodalgalar ile ilgili kapsamlı Sovyet araştırması insanın zihninin karışmasına, sinir rahatsızlıklarına, hatta kalp krizlerine neden olan yöntemlere yolu açabilir… Araştırmanın bir kopyası isteği üzerine Associated Press’e verildi. Pentagon ajansı, ulusal güvenlik zemininde gizli olduğunu söyleyerek araştırmanın bazı bölümlerini yayınlamayı reddetti.”
Daha da önemlisi, Bayan Welsh’in raporu 2001’de yayınlandığından bu yana, ABD, Aktif Yadsıma Sistemi (ADS) adını verdikleri bu sinsi teknolojiyi mükemmelleştirmeye devam ediyor. 2005’te New Scientist’in “ABD Ordusu yeni öldürücü – olmayan silahı arıyor: phaser’in prototipi mi?” başlıklı raporunda şunlar yazıyor:
“ABD Ordusu 2 kilometre uzaktan dayanılmaz ağrı nöbeti gönderen bir silahın geliştirilmesini finanse ediyor. Bu silahın isyancılara karşı kullanılması düşünülüyor, kurbanları zararsız bırakması amaçlanıyor. Ama ağrı araştırmacıları, ağrıyı kontrol etme amaçlı çalışmanın bir silah geliştirmek için kullanılmasına çok kızgınlar. Ve teknolojinin işkence için kullanılmasından korkuyorlar.”
Bu silahların “son” kullanılmasıyla ilgili, şunları okuyabiliriz:
“Ocak 2007’de, ileri sistemler ve kavramlar için savunma bakan yardımcı müşaviri Theodore Barna Reuters’e şunları söyledi, “Servislerin bunu alet takımlarına eklemelerini umuyoruz. Ve bu 2010’un başlarına kadar gerçekleşebilir.”
Görünüşe göre ordu tüm testlerden sonra ADS den hala emin değil. Hava Kuvvetleri Sekreteri Michael Wynne, “ağrı ışınını” Irak’ta kullanmadan önce ABD’deki kalabalıklara kullanması gerektiğini öne sürdüğü zaman, sorunun aydınlanmasına yardımcı olmadı. Öldürücü olmadığına inansalar bile Amerikalıların bu tür silahların kendilerinde denenmeleri ile ilgili iyi hissedeceklerini hayal etmek zor olurdu.
Wagner silah için yeni bir lakap öne sürdü; “ölüm ışını”, çünkü memelilerin mikrodalgalara maruz kalmalarının, onların patlamalarına neden olduğu iyi bilinmektedir.
Bu rapora göre, CIA’nın Michael Jackson’a suikast düzenlemesinin nedeni, Jackson’un geçen Kasım’da Londra’da Bahreyn kralının oğlu Şeyh Abdullah bin Hamad al-Khalifa ile imzaladığı anlaşma. Buna göre, Şeyh’in Jackson’a verdiği milyonlarca doların karşılığı olarak biletlerinin tümünün satıldığı İngiltere’deki konserlerinin Dünya’yı yakında gerçekleşecek olan kitlesel soykırım olayı ile ilgili bir uyarı “platformu” olmasına izin vermişti.
Hem Michael Jackson hem de Şeyh Abdullah bin Hamad al-Khalifa, dünyayı insanlık tarihindeki en büyük suçun devam etmekte olduğu ile ilgili uyaran korkusuz Avusturyalı araştırmacı gazeteci Jane Burgermeister’in uzun süreli destekleyicileri oldular.
“Jane Burgermeister biyoterörizm ve kitlesel cinayetler işleme teşebbüsleri ile ilgili Dünya Sağlık Organizasyonu (WHO), Birleşmiş Milletler (UN) ve birkaç üst düzey hükümet ve tüzel yetkililere karşı iddianameler hazırladı. Ayrıca Amerika’da kayda geçirilen aşı yapma zorlamasına karşı mahkeme emri hazırladı. Bu eylemler onun, bunun salgın hastalıklara neden olmak ve bu hastalıklardan kar sağlamak için maksatlı yapılmış olan bir hareket olduğunu ileri sürerek, kirletilmiş kuş gribi aşısı üreten Avusturya’nın Baxter AG ve Avir Gren Hills Biyoteknolojisine karşı Nisan’da açtığı suçlama davasını izliyor.
Burgermeister suçlamalarında, Merkez Bankası, WHO, UN ve NATO’yu kontrol eden uluslar arası bankerlerin talimatı altındaki ABD’de işleyen bir grup tarafından ABD yasasını ihlal eden biyoterörizm hareketlerinin kanıtını sunuyor. Bu biyoterörizm, ölüme neden olma niyetiyle genetik olarak düzenlenmiş grip virüsü kullanılmasıyla ABD nüfusuna karşı kitlesel bir soykırım gerçekleştirme amacı içindir. Bu grup ABD’deki yüksek hükümet devlet dairelerini ilhak etti (istila etti).
Spesifik olarak, davalılar ABD Başkanı Barack Obama, UN Grip Sistem Koordinatörü David Nabarro, WHO’nun Genel Direktörü Margaret Chan, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Depatmanı Sekreteri Kathleen Sibelius, Homeland Security Departmanı Sekreteri Janet Napolitano, banker David de Rotschild, banker David Rockefeller, banker George Soros, banker Werner Faymann, Avusturya Başbakanı ve Avusturya Sağlık Bakanı ve birçok diğerlerinin, finansal ve politik kazanç için ABD ve diğer ülkelerin nüfusunu ortadan kaldırmak için biyolojik silahlar geliştiren, üreten, stoklayan ve kullanan bu uluslar arası ortak suç birliğinin parçası olduklarının kanıtı sunuluyor.
Suçlamalar, bu davalıların Baxter ve Novartis ilaç şirketlerini içeren gizli uluslar arası biyosilahlar programının yürürlüğe konulmasının son aşamasına katılmak, planlamak ve fon sağlamak için gizli ittifak oluşturduklarını ileri sürüyor. Bunu, biyomühendislikle ve sonra ABD nüfusunun ölümüne ve zarar görmesine neden olacak toksik biyolojik etkenleri uygulama araçları olacak olan zorla kitlesel aşılama programını gerçekleştirmek üzere bir bahaneye sahip olmak için öldürücü biyolojik etkenleri, özellikle “kuş gribi” virüsü ve “domuz gribi virüsü”nü salıvererek yaptılar. Bu eylem Biyolojik Silahlar Anti – terörizm Yasasının direkt ihlalidir”.
Michael Jackson’un öldürüldüğü gün, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin matematik modellerinin 1 milyondan fazla Amerikalının domuz gribine yakalandığını gösterdiğini ve Dünyada 58,000 onaylanmış vaka (yarısı ABD’de) olduğunu bildirmesini not etmek ilginç.
Michael Jackson’un insanlık için gerçek sevgisi ondan asla alınamaz ve bu, onun ‘Biz Dünyayız’ şarkısında çok iyi ifade ediliyor:
Dünyayı iyileştir
Senin için, benim için ve tüm insan ırkı için
Daha iyi bir yer yap
Ölmekte olan insanlar var
Eğer yaşam için yeterince kaygılanırsan
Senin ve benim için daha iyi bir yer yaparsın.
© Haziran 26, 2009 EU and US all rights reserved
http://www.whatdoesitmean.com/index1244.htm
Filed under Yaşam by admin
Rus Bilim Adamları Genetik Olarak Degiştirilmiş Fast Food’un Grip Salgını İle Baglantısı Hakkında Uyarıyor
17 Haziran 2009
By: Sorcha Faal
Rusya’nin Saglik Bakanlııindan bilim adamları H1N1 gribi (Domuz Gribi) ve Batılılar tarafindan muazzam miktarlarda tuketilen ve fast food restoranlarda patates kızartmasi olarak satılan genetik olarak modifiye edilmis amilopektin patates arasında ‘kritik bir baglantı keşfettikleri konusunda Basbakan Putin’i gizli bir raporla uyardilar.
Bu raporlara gore, Batılı fast food restoranlarda patates kızartmasi olarak satılan patateslerde, patates virusune karsi korumak icin genetik olarak modifiye edilmis proteaz enzimi, endozomun asidik durumlarını artirarak ve hemagglutinin proteinin hucre kofulu zarıyla virus ortusunun hızla yapışmasına neden olarak, sonra M2 iyon kanalinin protonlarin virus ortusunde hareket etmelerine ve virusun cekirdegini asitlendirmeye izin vererek, H1N1 gribi virusunun “patlayici” kopyalanmasina neden oluyor; virus cekirdeginin asitlenmesi cekirdegin gizlenmesine ve ev sahibi hucrelere H1N1’in RNA ve cekirdek proteinlerini salivermesine neden oluyor.
Ust duzey Rus bilim adamları tarafindan yapilan bu urkutucu bulguları onaylayan kanıt, Dunya Saglik Organizasyonu tarafindan destekleniyor. DSO raporlarinda su andaki Grip Salgınında, H1N1 virusunun, vatandaslarinin bu genetik olarak degistirilmis patatesleri tuketmesine izin veren Bati Ulkeleriyle sınırlı oldugunu açikca gosteriyor. Bu ulkeler; ABD 17,000 den fazla vaka, 45 olum; Kanada 2.978 vaka; Ingiltere 1,226 vaka ve Avustralya 1,823 vaka.
Dunya Saglik Istatistiklerine gore ABD, Kanada, Ingiltere ve Avustralya dışında H1N1 Salgın Grip virusunun tek goruldugu ülkenin Şili oldugunu not etmek onemlidir. ABD ile Serbest Ticaret Anlasmasi nedeniyle Şili bu genetik olarak degiştirilmiş patateslerin ekilmesine izin verdi ve Sili’de 1,694 vaka bildirildi.
Ayrica Dunyanin en buyuk uluslarının bu genetik olarak degistirilmis patateslerin ekilmesine izin vermedigini ve bu nedenle H1N1 gribinin cok sınırlı kaldığını not etmek önemlidir, Rusya’da 3 vaka, Dunyanin en kalabalık ulkesi Çin’de 318 vaka ve Dunyanın ikinci en kalabalık ülkesi Hindistan’da 16 vaka.
Bu raporlar genetik olarak degiştirilmiş patateslerden yapılan patates kızartmalarını en cok tüketen genclerin etkilendigini bildiriyor. Washington Post haber servisi soyle bildirdi:
“5,000 adet onaylanan ve 100,000 den fazla olası domuz gribi vakasinda etkilenen insanların ortalama yas 15; ucte ikisi 18 yaşın altında”
Bu raporlar, bu sinsi insan – yapimi gribin baslangıçta bu genetik olarak değiştirilmiş patatesleri tüketmeyen Uluslarda etkisiz gorunse de, buna inanmanin buyuk bir hata olacagini bildiriyor. Cunku H1N1 gribi virusunun hızla mutasyona ugradiginin yeni kanitlari ortaya cikiyor. Bunu asagidaki iki raporda okuyabiliriz:
Nature bilim dergisinin Pazartesi gunku online baskısında, Tokyo Universitesi Tibbi Bilimler Enstitusunden Prof. Yoshihiro Kawaoka’nin araştırması referans gosteriliyor; “Gribin yeni neslinin insanlar icin daha enfekte edici olmak icin mustasyona ugradığı görülüyor”
Grip virusu parcaciklarinin yuzeyi hemagglutinin (HA) adı verilen diken şekilli proteinlerle kaplıdır, bunlar virüsün insan hücrelerine yapışmasını sağlıyor.
Yeni grip virusunun çoklu ornekleri analiz ettikten sonra, ekip bazı vakalarda yeni H1N1 neslinin HA’sinin mutasyon geçirdiğini, insan hücrelerine daha kolay yapışmasını sağladığını tespit etti.
Kawaoka’ya gore, aynı mutasyonlar kuş gribindeki oldukca ölümcül olan H5N1 grip neslinde bulundu. Kawaoka virusun hala insanlar icin çok daha enfekte edici bir sekle mutasyon sürecinde oldugunu soyledi.
- ve -
“Brezilyalı bilim adamları Sao Paulo’daki bir hastadan aldıkları ornekleri inceledikten sonra H1N1 virusunun yeni neslinin tespit etti. Bu farkli tipe A/Sao Paulo/1454/H1N1 ismini verdiler.
Bu raporlarda daha kaygi verici olan, Dunyanin en cok etkilenen ülkesi ABD’nin tepkisi, Halk Sağliği Acil Durum ilan ettiler ve kendilerini bu hastaliga karsi hazirlamak icin $7.7 milyar tahsisatı Kongreden geçirdiler, ki aslinda bu hastaliğı kendileri yarattılar.
Üzücü olan su ki, Amerikalı insanların dev fast foodlarinin ve genetik olarak degistirilmiş gıda endustrilerinin, kendi cocuklarının hayatlarını nasil yok ettigini bilmelerine izin verilmiyor.
Daha da kotusu su andaki Kuresel ekonomik kriz onların yasama şekillerini yok etmesiyle ve Amerikalı insanların sadece son dört ayda zenginliklerinin 1.3 Trilyon $’ini kaybetmeleriyle, bu Batılıların ucuz yiyecek arayışıyla bu fast food restoranlara akın etmeleridir.
http://www.whatdoesitmean.com/index1242.htm
(Cev: Saffet)
Filed under Sağlık by admin
